🌓 Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Kalçada Ağrı

Gerekilaç tedavisine ve gerekse de manuel tedavi ve traksiyona cevap vermeyen hastalarda Laser’le Bıçaksız Bel fıtığı ameliyatı uygulamaktayız.Bir başka değişle öncelikle tıbbi tedavi uygulanır.Geçmezse manuel tedavi uygulanır.Bununla da geçmezse “laserle bıçaksız bel fıtığı ameliyatı” yapılabilir. Kalçada Siyatik Ağrısı: Kalçada siyatik ağrısı: Kalçada siyatik ağrısı bir çok nedenle kişide oluşabilir.Bel bölgesinde 5 tane kemik vardır. Bu kemiklerin altında kuyruk sokumu kemiği vardır. En sonda bulunan 5. kemik ile kuyruk kemiği arasından geçen ve kalçanın orta nokta BelFıtığı Ameliyatı Sonrası. Bel fıtığı ameliyatından sonra belinizdeki yaraya en az beş gün mutlaka hiç su değmemesine dikkat etmelisiniz. Günümüzde genellikle yaralar gizli dikişle kapatıldığı için, bel ameliyatı sonrası geçen bu sürenin sonunda pansumanınızı çıkarıp atabilir ve banyonuzu yapabilirsiniz. Robotik diz ve kalça ameliyatlarından sonra Türkiye’de artık omurga ameliyatlarında robotik cerrahi uygulamalarına başlandı. Hayatı tehdit eden komplikasyonlar, felç ve sinir yaralanması gibi riskler sebebiyle omurga ameliyatlarının hastaların en çok endişe duyduğu ameliyatlar olduğunu ifade eden Ortopedi ve Travmatoloji Ancakuygun hastalarda, aşınmanın erken evrelerinde kalça eklemini korumak ve protez ameliyatını 10-15 yıl ertelemek için eklem koruyucu ameliyatlar yapılabilir. Doğuştan kalça çıkığı ve kalça displazisi gibi sorunlar, doğum sonrası ya da erken çocukluk çağında tespit edildiğinde tedavisi yapılabilir. Ancak, bazen Uzm Dr. ERCAN OLCAY. ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ Bel Fıtığı Ameliyatı Boy Uzatma Homeopati Kök Hücre Tedavisi Ortopedik Tabanlık Proloterapi Prp Röntgen Sırt Korsesi. İstanbul. Dr. Ercan Olcay, Ortopedi VE Travmotoloji alanlarında faaliyet göstermektedir. Op. Dr. TAYFUN BALIM. Konu Bel fıtığı ameliyatı oldum. Ameliyatta enfeksiyon bulaşmış..? ben 2 ay önce ameliyat oldum.fakat ameliyatta enfeksiyon oluşmuş. 1 hafta önce ayrıntılı emar çektirdim, sizinle paylaşayım. L3-4 ılımlı sağ paramedian HNP, L4-5 ılımlı santral HNP, L5-S1 sağlaminektomi yanısıra sağ mediolateral süperiora uzanım Prof Dr. Duran Berker Cemil Yüksek İhtisas Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi AD Medical Park Ankara Hastanesi 1. Dikiş 1 hafta sonra aldırılacak, Belfıtığı ameliyatlarında mikroskop kullanarak mikro cerrahi yöntem uygulamak, ameliyat bölgesini yaklaşık 30 – 40 kat büyüterek çok daha detaylı görmeyi sağlar. Bu sayede sinir dokusunun korunmasına yardımcı olur. Bel fıtığı ameliyatlarında çok önemli bir kanama riski yoktur. 3gnO. 1007 Haber Kaynağı İHA Ankilozan spondilitin, başlıca omurgayı tutan iltihaplı romatizma hastalığı olduğunu belirten Romatoloji Uzmanı Dr. Yüksel Karakoç, "Kalçamızın arka kısımları, bel, sırt ve boyun bölgelerindeki omurların romatizmal olarak hastalandığı geniş bir kemik, eklem ve kas gurubunu ilgilendiren bir hastalık türüdür. Hastalık başlangıç yaşı genelde onlu yaşların sonlarında ve yirmili yaşlardır. Yaş ilerledikçe hastalığa tutulmanız azalarak devam eder. Hastalık çok sinsi, çok yavaş bir seyir göstermektedir. İlk yıllarında yılda bir iki kez birkaç hafta süren ataklar şeklinde kendini gösteren daha sonraki yıllarda giderek daha sık gelmeye başlayan ve bir süre sonra yerleşen bir seyir göstermektedir. Hastaların temel şikayeti sırt ağrısı veya bel ağrısıdır. Toplumumuzda bel ağrısı çok sık gözüken bir durum olduğu için çoğu zaman hastanın yakınmaları zorlamadan, yorgunluktan, dengesiz ağır kaldırmaktan veya uzun süre ayakta kalmaktan sanılır. Bu hasta ve hekim için genelde böyle kabul görür. Bu ağrının romatizmal olabileceğinin ipuçları, istirahatte hasta dinlenirken veya işinden evine döndüğünde ağrının başlaması, çalışırken ağrıyı fazla hissetmemesidir. Bu istirahat ağrısı gece sabaha karşı hastayı yoklamaya başlar. Hasta ağrı ve sızı ile uyanmaya başlar. Yatakta hareket etmekte zorlanır. Eğer yataktan kendi başına kalkmayı başarabilirse hareket ettikçe daha iyiye gittiğini gözlemler ve rahatlamaya başlar. Aynı durum sabah uyandığında yataktan kalkmak istediğinde de kendini gösterir. Hastaların çoğu uzun süre ayakta kalmamak ya da oturmamak şartıyla iş yerlerinde daha rahat olduklarını ifade eder" dedi. Göğüs kafesini oluşturan sağlı sollu 12 adet kaburganın sırt omurlarıyla arkada eklem yaptıkları için göğüs kafesi yakınmalarının da bu hastalarda beliren bir durum olduğunu ifade eden Romatoloji Uzmanı Dr. Yüksel Karakoç, "Derin nefes almakta zorlanma, hapşırma ya da öksürme esnasında göğüs kafesinde batma hissi gibi şikayetler oluşur. Hastalık kadın ve erkeklerde benzer sıklıkla görülmektedir. Ancak erkek ve kadın şikayetleri arasında biraz farklılıklar görülmektedir. Erkeklerde daha çok kalça ve belde yakınmalar olmakta ve kadınlara göre şikayetleri daha şiddetli seyretmektedir. Kadınların daha çok boyun, sırt ve omuzlarda yakınmaları olmakta, hastalık daha hafif seyretmekte ve daha az sıklıkla ataklar gelmektedir. Bu sebeple zaten erkeklerde bile teşhisi zor olan hastalığın kadınlarda teşhisini koymak daha da zorlaşmaktadır. Bu sebeple maalesef çoğu kez bu şikayetleri olan kadınların yakınmaları psikolojik zannedilerek anti-depresan ilaç önerilmektedir. Bu şikayetleri olan bireylerin muhakkak bir romatolog tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. Hastalığı ilerlemiş kişilerde kalça ve bel adeta taşlaşarak hareket yeteneğini tümüyle kaybetmekte olduğunu belirten Karakoç, "Bel ve kalçanın hareketini kaybetmesi ve durumun vücut tarafından tolere edilebilmesi için hastalarda bu hastalığa özgü tipik bir duruş geliştirmektedir. Bu duruşta dizler hafif kırık, bel dümdüz, kamburluğu daha da artmış ve baş hareket yeteneğini çoğunlukla kaybetmiştir. Boynun hareket yeteneğini kaybetmesi sebebiyle hasta başını çeviremediği için tüm vücuduyla dönmek ister yine bu kişiler için araba kul kanmak çok zordur. Hastalığın en sık karıştığı durumlardan biri bel fıtığı hastalığıdır. Ankilozan spondilitli hastalarda bel ağrısı vardır. Bu ağrı bazen sağ kalçada bazen sol kalçada olabilmekte ve bacağa da vurabilmektedir. Bazı hastalarda topuk ağrısı da olmakta hasta yere basmakta çok zorlanmakta ve yürümesi bozulmaktadır. Bu aşamada sanki bel fıtığı gibi bir hastalık durumu oluşmakta ve bu durum hem hastayı hem de hekimi yanıltmaktadır. Bazı hastalar bu sebeple bel fıtığı ameliyatı olmaktadırlar ancak beklenildiği üzere ağrıları geçmemektedir" diye konuştu. Ankilozan spondilit belirtilerine sahip bir grup hastada omurga tutulumunun yanı sıra gözlerinde kızarma, ciltte sedef plakları, bağırsaklarda kanama-ishal-karın ağrısı gibi başka organlara ait yakınmalarda olabildiğini ifade eden Karakoç, "Hastalıkta genetik geçiş söz konusudur, yani hastalanmış kişilerin çocuklarında da maalesef aynı hastalık gözükebilir. HLA-B 27 denen doku grubu antijenini taşıyan kişilerde bu hastalık, taşımayanlara göre daha sık gözükmektedir. Bu HLA-B 27 doku grubu antijenini kan grubu gibi veya daha açık bir örnek vermek gerekirse arabanın plakası gibi düşünebilirsiniz. Mesela plakaları 16 ile başlayan otomobiller Bursalıdır gibi. Gerçekten 16 plakalı araçlar Bursa'dan plakalarını almışlardır. Ancak HLA-27 pozitifliği mutlaka hastalık olacak anlamına gelmemektedir. Bu tıpkı 16 plakalı her araç sahibinin Bursalı olması gerekmediği gibi. Halk arasında ağrı kesici ilaç olarak bilinen çoğu ilaçlar aslında romatizma ve iltihap giderici ilaçlardır ve bu hastalığa bağlı bel, sırt ağrılarının giderilmesinde çok etkilidirler" dedi. İlaçlar alındıktan sonraki birkaç saat içinde etkilerinin görülmeye başladığını, bir iki gün içinde ağrının azalmakta veya kaybolduğunu belirten Karakoç, "Ancak ilaç kesildikten sonra ağrı tekrar geri gelmektedir. Bugünlerde tıp insanları olarak en büyük sorunlarımızdan birisidir bu. Yani ilaçlar alındığı sürece etkilidirler, ilaç kesilince hastalık belirtileri tekrar gelmektedir. Bazen ağrının kesilmesinde bu grup ilaçlar etkili olmamaktadır. Bu hastalarımıza müjdeli haber, eskiden olmayan ama son 10 yıldır kullana geldiğimiz ağrı kesici ve iltihap giderici özelliği çok daha fazla olan yeni ilaçların geliştirilip üretilmesi başarılmıştır. Bu hastalığın tedavisinde ilaç kullanılmasına ilaveten fizik tedavi araç ve tekniklerinden yararlanılması, yürüyüş yapılması, sağlık kulüplerinde hafif ağırlık ve yoğunlukta fitness yapılması, yüzmek ve ev egzersizleri yapılması gibi aktiviteler de ağrının azalmasına ve iskelet yapısının bozulmamasına yardımcı olabilmektedir. Özetlemek gerekirse ankilozan spondilit insanı belinden vuran bir hastalıktır. Hastalık yavaş seyirli olduğu ve ilk yıllarında hafif seyrettiği için teşhisi gecikmekte ve bazen bu yıllar sonra teşhisin konmasına sebep olmaktadır. Fakat her hastalıkta olduğu gibi Ankilozan spondilitte de erken teşhis büyük önem taşır. Kalp, böbrek gibi iç organları nadiren etkilemektedir. Kesin tedavisi olmamakla birlikte ağrının kontrolü ve hastanın topluma kazandırılması eskiye göre daha kolaylaşmıştır" şeklinde konuştu. bel ağrısı ilthaplı romatizma sağlık 25 Ocak 2022 01 Çar, 2022 204 tarihinde düzenlendi 3705 kez okundu Bel Fıtığı Egzersizi Nasıl Yapılır Bel fıtığı egzersizi bel ağrılarını yumuşatan ve fıtığın tekrar aktif hale gelmesini önleyen hareketlerdir. Bel ağrısı insanların en çok zorlandığı ağrılardan biridir. Sadece bele değil bacaklara da etki eden bir ağrı olmaktadır. Bel fıtığı egzersizi hareketleri yapılması zor hareketler değildir. Ağrı girdiği zaman ya da ağrı girmemesi için herkesin rahatlıkla yapabileceği hareketlerdir. Egzersiz için belirli bir program oluşturulması gerekmektedir. Programa uyarak düzenli olarak egzersiz yapmak fıtık problemlerinin son bulmasına yardımcı olacaktır. Hareketler ilk günlerde biraz zorlasa da ilerleyen günlerde kasları ve kemikleri hafifletmektedir. Hareketlerin her biri karın ve bel bölgesinde bulunan kasları çalıştırmaktadır. Bu kasları esneterek ağrılar dindirilmektedir. İçindekiler Tablosu1 Bel Fıtığı Egzersiz Programı Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Egzersiz 2 Bel Fıtığı Egzersizi Yapılırken Dikkat Edilecekler 3 Bel Fıtığına İyi Gelen Yöntemler Bel Fıtığı Egzersiz Programı Bel fıtığı için egzersiz planı herkesin ağrı düzeyine ve fıtık düzeyine göre değişiklik göstermektedir. Fıtık başlangıcı olan insanlar için farklı, orta düzeyde olan insanlar için farklı ve ileri seviyede olanlar için farklı egzersiz programı verilmektedir. Egzersiz programını doktorlar vermektedir. İnsanların kendi planlarına göre egzersiz yapmaları farklı hasarlara yol açabilmektedir. Doktorlar genellikle günde 10 ila 20 dakika süren ve 3 kere tekrarlanması gereken egzersizler vermektedirler. Verilen egzersizin dışına çıkmak bele daha çok zarar verebilmektedir. Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Egzersiz Bel Fıtığı Egzersizi Bel fıtığı ameliyatı ardından belin direkt olarak etkilediği uzuvların da rahatlamasını sağlayan egzersizler verilmektedir. Ameliyat sonrası fıtık ağrılarının tekrar başlamaması ve ameliyat etkilerinin hızlı bir şekilde geçmesi için egzersizlerin mutlaka yapılması gerekmektedir. Doktorların genel olarak bel fıtığı ameliyatı sonrası verdikleri egzersiz programı şu şekildedir; Ayak bileği egzersiziKarın egzersiziDüz bacak egzersiziSquadKalça arkası germe egzersiziHamstring germe egzersiziKalça önü germe egzersiziPriformis germe egzersizi Bel fıtığının başlangıç aşamasında olan insanlar için ayak bileği, karın ve düz bacak egzersizleri tavsiye edilmektedir. Orta düzeyde olanlar için squad, kalça arkası ve hamstring egzersizi tavsiye edilmektedir. İleri düzeyde olanlar için ise kalça önü ve priformis germe egzersizleri tavsiye edilmektedir. Bel fıtığı egzersizi önerileri şu şekildedir Ayak Bileği Egzersizi Sırtüstü uzanarak ayak bileklerini pedala basar gibi öne ve arkaya hareket ettirerek yapılan egzersizdir. 12 kere tekrar edilmesi gerekmektedir. Karın Egzersizi Sırtüstü uzanıp, dizleri bükerek kaburgalar birleştirilmektedir. Karın kaslarını sıkarak 5 saniye boyunca nefes alınıp verilmelidir. Ardından tüm vücudu gevşeterek hareket 10 kere tekrarlanmalıdır. Düz Bacak Egzersizi Sırtüstü uzanarak dizler bükülmelidir. Karın kaslarını sıkarak tek bacak havaya kaldırılmalıdır. 5 saniye boyunca havada tutulan bacaklar aşağı indirildikten sonra hareket 10 kere daha tekrarlanmalıdır. Squad Dik bir şekilde ayakta dururken duvara yaslandıktan sonra karın kaslarını sıkarak dizler bükülmelidir. 5 saniye bu pozisyonda durduktan sonra tekrar ayağa kalkılmalıdır. Hareket 10 kere tekrar edilmelidir. Kalça Arkası Germe Egzersizi Sırtüstü uzandıktan sonra tek dizin kaldırılıp bükülmesiyle yapılan harekettir. 20 saniye bu pozisyonda kaldıktan sonra 5 kere daha tekrarlanmalıdır. Hamstring Germe Egzersizi Sırtüstü uzandıktan sonra iki diz aynı anda bükülmelidir. Diz arkası eller yardımıyla tutulmalıdır. Kalça arkasında gerginlik hissedene kadar bacaklar kaldırılmalıdır. 20 saniye sabit şekilde kaldıktan sonra hareket 5 kere tekrar edilmelidir. Kalça Önü Germe Egzersizi Sırtüstü uzandıktan sonra bacaklar teker teker karın bölgesine doğru çekilmelidir. Bir bacak çekilirken diğeri ileri doğru itilmelidir. Hareket 5 kere tekrar edilmelidir. Priformis Germe Egzersizi İki diz bükülüyken sırtüstü uzanılmalıdır. Dizler bükülü haldeyken bir bacağın üzerine diğeri atılmalıdır. Ardından diğer bacak kavranarak karın bölgesine doğru çekilmelidir. Kalçada gerginlik hissedene kadar pozisyonda kalmak gerekir. Hareket 5 kere tekrar edilmelidir. Bel Fıtığı Egzersizi Yapılırken Dikkat Edilecekler Bel fıtığı yaparken dikkat edilecekler öncelikle fıtığın hangi düzeyde olduğunu bilmektir. Herkesin mutlaka doktor kontrolüne gitmesi ve yine doktor kontrolünde egzersizler yapması gerekmektedir. Egzersizlerden en yüksek düzeyde verim alabilmek için yapılacaklar; Temiz havada, temiz ortamda egzersiz yapmakHareketleri sert bir zeminde uygulamakYavaş hareketlerle ve dinlenerek uygulamakHareketlerin sayısını yavaş yavaş artırmakKasları zorlayacak hareketlerden uzak durmakBilinçsiz bir şekilde hareketler yapmamak olarak sıralanabilir. Bel fıtığı egzersizi yapan insanların egzersiz esnasında şiddetli ağrıları oluyorsa mutlaka doktora başvurmaları gerekmektedir. Aynı şekilde egzersiz bittikten sonra da ağrılar uzun süreli olarak nüksediyorsa mutlaka hareketler gözden geçirilmelidir. Doktorlar tarafından egzersiz programı yeniden düzenlenmelidir. Bel Fıtığına İyi Gelen Yöntemler Bel fıtığına iyi gelen şeyler egzersizler, bitkisel tedavi ve ameliyatlar olmaktadır. Ameliyat olmadan önce uygulanacak yöntemlerle ağrılar hafifletilebilir ve fıtık ameliyata ihtiyaç duymayacak hale getirilebilir. Bel fıtığına ve ağrılarına iyi gelebilecek yöntemler; Sıcak ve soğuk kompres uygulamakBuz uygulamakAksöğüt bitkisi Sarımsak kürüRezene tohumuHaşhaş tohumuPapatya çayı olarak sıralanabilmektedir. Bel fıtığı egzersizi düzenli bir plan dahilinde sabırlı bir şekilde yapıldığı sürece bütün ağrıların dinmesini sağlayacaktır. Okunma Benzer Yazılar Magnorm Ne İşe Yarar? Magnezyum, insan vücudunda gerçekleşen pek çok metabolik olayda kullanılan bir mineraldir. Eksikliğinde migren, kas krampları, depresyon gibi pek çok semptom ortaya çıkar. Magnorm ise; magnezyum… Genellikle genç erkeklerde görülen ve ilk belirtisini sabahları bacağa vuran bel ağrısıyla veren ankilozan spondilit hakkında merak edilenleri Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Hamuryudan SPONDILIT NEDIR? Bel kemiğini tutan bir iltihaplı romatizma türü. Erkeklerde daha sıktır. Genellikle 40 yaşın altında başlıyor. Ankilozan Yunancada bükülmüş eklemin hareketsiz kalışını’ tanımlıyor, spondilit de omurganın iltihabı anlamına geliyor. BELİRTİLERİ NELERDİR?İlk belirti, bel kemiği ve kalçada ağrıdır. Başlangıçta ağrı sinsidir, aralıklı gelir, bir sağda bir solda olur, biraz bacağa vurur. Bu nedenle siyatik veya bel fıtığı diye kabul edilir. Hatta bu nedenle bazı hastalar ameliyat olurlar. Bel fıtığı tanısı alıp ameliyat olmuş hasta bir süre sonra kaderine razı hale gelir. Bu arada hastalık yavaş yavaş bel kemiğinden yukarı doğru çıkar, iltihap sonucu omurlar birbirine kaynamaya başlar. Hasta tipik şekilde önden ve yandan baktığınızda kambur görünür. Halk arasında kambur’ ya da bambu’ hastalığı olarak bilinir. Röntgende bel kemiğinin görüntüsü bambu kamışı gibidir. Göğüs kafesi de, eklemlerin tutulmasıyla genişleme özelliğini kaybeder ve karın bombe olarak öne doğru çıkar ve kurbağa karnı denilen görünüm oluşur. BEL AĞRISININ SÜRESI ÖNEMLİ Mİ? Dün başlamış bir ağrıya ankilozan spondilit demek kolay değil. Bazı hastalıkları ekarte edelim diye ağrının en az 3 aydır devam ediyor olması lazım. DİĞER BEL AĞRILARINDAN AYIRT EDİCİ ÖZELLİĞİ NEDİR? Az ya da çok bel ağrısı çekmeyen kişi yok gibidir. Fıtık, kayma, kireçlenme, incinme de bel ağrısı yapar. Kireçlenme ya da fıtığınız varsa ağrı hareketle artar, akşama doğru ya da gece daha fazla olur. Ankilozan spondilitin ağrısı ise iltihabi karakterdedir. Yani çalıştıkça, hareket ettikçe, vücut ısındıkça azalır. Sabah yataktan kalktığınızda ya da istirahat sonrasında ağrı yoğundur. Tipik olarak sabaha karşı uyandıran, istirahat sonrası belirgin olan, hareket ettikçe de şiddeti azalan ve 3 aydır devam eden ağrılarda ankilozan spondilit akla gelmeli. NEFES ALMADA GÜÇLÜK YAPAR MI?Bu belirti ileri aşamada ortaya çıkar. Ankilozan spondilit kuyruk sokumundan başlar, yavaş yavaş yukarı, bel kemiğine yukarıya doğru çıkar. Bu sırada kaburgaların omurlarla bağlandığı eklemleri etkiler ve kaburgaların hareketlerini kısıtlar. Hastalar göğüsten değil, genellikle karın kaslarını yani diyaframlarını kullanarak nefes alırlar. Bunun için ankilozan spondilitli hastalara ilk tavsiyemiz Aman sigarayı bırak’ olur. Ayrıca sigara hastalığa zemin hazırlar ve tedaviden görülen faydayı azaltır. TOPUK BÖLGESINDE AĞRI OLUR MU? Ankilozan spodilit gibi hastalıklarda temel bozukluk tendonların kemiğe girme noktalarıdır. Mesela topukta kocaman bir aşil tendonumuz var, bacağı topuğa bağlar. Bu tendonun kemiğe girme noktasında iltihaplanma sonucu ağrı meydana da kocaman bir bağımız var. Bu bağın topuk kemiğine girme noktasındaki iltihap şiddetli ağrı yapabilir. Her yere basışta kendini hissettirir. Hatta zaman içinde buraya kalsiyum çökebilir, filmde topuk dikeni’ diye tabir ettiğimiz görüntü ortaya çıkar. Sadece topukta değil diz ve kalça etrafında, omuz çevresinde tendonların kemiğe giriş noktalarında da olabilir. HASTALIĞIN SEBEBI BILINIYOR MU? Çok fazla bilmiyoruz ama genetik özelliği var. Aile efradında benzer hastalık veya başka bir iltihaplı romatizma olabiliyor. B27 dediğimiz gen, ankilozan spondilitli hastaların yüzde 90’ında pozitif bulunuyor. Ama B27 bir hastalık geni değil normal bir gen. Türkiye’deki sıklığı yüzde 6-7 civarında. Buna karşılık ankilozan spondilitin sıklığı binde 5 civarında. Düşünün, yüzde 7 nüfus B27 genini taşıyor ama sadece binde 5 nüfus ankilozan spondilitli. Yani bir genetik özellik var ama bu hastalığı ortaya çıkarmıyor. Zaman içinde birtakım faktörler belki bağırsaktan geçen birtakım çevresel faktörler bu hastalığa yol İLERLEYİCİ Mİ?Maalesef ilerleyici ve hastalığı yüzde 100 durduran bir tedavi yok. Ama tedavi erken başlanırsa kamburluğa geçiş, hareket kısıtlılığı TEŞHİS EDİLİYOR?Bir kere akla getirilmezse tanıda çok gecikmeye yol açıyor. İkincisi ağrı kesicilere çok güzel cevap veriyor. Ankilozan spondilitin tanısında 8-9 yıla kadar gecikme olabiliyor. O nedenle Genç bir adamda niye kronik bel ağrısı olsun, bel fıtığı bu kadar sürmez, en fazla 5-6 gün yatağa yatırır, sonra düzelir’ deyip sorgulamak lazım. Ankilozan spondilit hastalarında birtakım eklem dışı belirtiler de vardır. Mesela artmış sıklıkta sedef hastalığı, gözlerde üveit denen iltihap görülür. Tekrarlayan ağız yaraları olabilir. Kanlı ishal ile seyreden iltihaplı bağırsak hastalığı olabilir. Bütün bunlar dikkat çekmeli, hasta romatoloğa TETKİKLERİ KULLANILIYOR MU?Bel fıtığı gibi hastalıklarda kanda iltihap yoktur. Ama ankilozan spondilitli hastada erken veya geç evrede kanda iltihap vardır. Sedimantasyon, CRP, lökosit sayısı yüksektir. Bunun dışında B27 geni bazen teşhiste işimize yarıyor. Bir de röntgen incelemeleri ve MR konularımız ankilozan spondilitin tedavisi ve Behçet hastalığı... Bel ağrısı herkesin hayatı boyunca en az 1 defa başına gelebilecek olan oldukça yaygın bir sağlık sorunudur. Hemen her yaşta görülen bel ağrısının en sık sebebi her zaman kas problemleridir. Düşünülenin aksine bel fıtığı, akut ya da kronik bel ağrısının nadir bir sebebidir. Yine bilinenin aksine beldeki herhangi bir problem, doğrudan belde bir ağrıya sebep olmadan kalçalarda, kasıklarda, uyluklarda, diz çevresinde ve bacaklarda ağrıya sebep olabilir. Siyatik’ olarak da tabir edilen bel fıtığı, belden ya da kalçadan başlayıp topuğa ya da ayak parmaklarına yayılan uyuşma, karıncalanma, yanma ya da ağrı ile ortaya çıkabilir. Daha nadir olarak da etkilenen sinirin yerine bağlı olarak sadece kalçada, sadece bacakta ya da sadece ayakta şikayetler ortaya çıkar. Özellikle orta yaşlı kişilerde akut ya da kronik bel ağrılarının en önemli nedenlerinin başında omurganın taşıyıcı eklemleri olan, tıpta “faset eklemler” olarak bilinen eklemler yer alır. Faset eklemler boyundan başlayarak kuyruk sokumuna kadar her seviyede sağda ve solda 2 tane olmak üzere yer alırlar ve omurganın ve dolayısıyla vücudun bütün yükünü taşırlar. Aynen diz eklemlerinde olduğu gibi faset eklemlerde de zamanla yıpranma, kireçlenme ve hasar meydana gelir. Bu durumda hasta sabah olan bel ağrısı, yataktan çıkmakta zorluk, kalçada ve belde tutukluk yaşar. Bazen birkaç adım atmakla ağrılar rahatlarken hasarın şiddetine bağlı olarak ağrı hiç geçmeyebilir. Akşam saatlerine doğru yorgunluğun artması ile ağrılarda şiddetlenme olabilir. Dinlenmek için yatağına giden hasta sırt üstü yatmakta zorlanır. Yatakta sağa sola dönmeye çalışırken genellikle bel ve kalça ağrısında şiddetlenme olur; hasta dönebilmek için bir yere tutunma ihtiyacı duyabilir. Tanının konması için şikayetlerin dinlenmesi ve detaylı bir fizik muayene yeterlidir ancak genellikle MR görüntülemesi de yapılır ve bel kireçlenmesine eşlik eden fıtık, bel kayması vs gibi diğer problemler de tespit edilir. Tedavide ilk seçenekler fizyoterapi, spor ve egzersiz olarak sıralanabilir. Hastaların bir kısmı bu tür tedavilerle rahatlama sağlarken önemli bir kısım hastada kalıcı rahatlama olmayabilir. Bu hastalarda girişimsel tedaviler dediğimiz tedavi yöntemleri planlanabilir. Bel kireçlenmesinde “altın standart” tedavi radyofrekans tedavisidir. Radyofrekans RF tedavisinde amaç; hasarlanan omurga faset eklemlerinin iyileştirilmesinin sağlanması, eklemlerin çevresindeki hasarlı dokuların da iyileşmesidir. Eklemlerde ve dokularda iyileşme sağlanamazsa ağrılarda kalıcı iyileşme sağlanması mümkün değildir. RF tedavisi hastanede, ameliyathane şartlarında uygulanır. Günübirlik bir tedavidir; yani hasta sadece birkaç saat hastanede kaldıktan sonra taburcu edilir, hastanede kalmaz. İşlem yaklaşık 1 saat kadar sürer; MR ile tespit edilmiş hasarlı eklemlere röntgen cihazı ile görülerek özel üretilmiş iğneler ile girilir. RF jeneratörü denen özel bir cihaz ile özel iğnelerin bağlantısı yapılır, hasarın yeri tam olarak belirlenir ve o bölgeye işlem uygulanır. İşlemde düşük frekanslı radyo dalgaları kullanılır, bu nedenle radyofrekans olarak adlandırılır. Tıpta bir çok alanda başarıyla ve güvenle kullanılan radyofrekans, burada da başarıyla ve güvenle uygulanır. Hasarlı her ekleme tek tek müdahale edilir, gerekli durumlarda sinir kökü enjeksiyonu gibi ek işlemler de rahatlıkla uygulanır. Bu işlemler lokal anestezi altında uygulanabilirken “sedasyon” olarak adlandırılan ve gece uykusuna benzeyen bir uyku hali de sağlanabilir. Bu sayede hasta hem hiçbir ağrı duymaz hem de ameliyathaneye girme korkusu yaşamaz. Yetenekli ve deneyimli ellerde uygulanan bu işlemde herhangi bir ciddi komplikasyon görülme riski çok düşüktür. İşlemde anlık görüntüleme yapıldığı için kalıcı bir sinir hasarı gibi risk yok denecek kadar düşüktür. İşlem uygulamasından sonra genellikle 1 gün ev istirahati yapılması yeterli olur, ertesi gün rahatlıkla ayağa kalkılıp günlük hayata dönülebilir. İyileşme yaklaşık 3. günde ortaya çıkar ve 15 günde maksimum seviyeye gelir. İşlemden yaklaşık 20 gün sonra kalıcı rahatlama, ağrılarda iyileşme ortaya çıkar. Bu tür işlemlerden sonra her zaman bel ağrısının tekrarlama riski vardır; öyle ki hiçbir bel problemi olmayan birisi bile belinden ciddi sakatlıklar yaşayabilirken tam olarak iyileşme olduktan sonra da eğer dikkatli olunmazsa herkeste olduğu kadar ağrılarda tekrarlama riski olacaktır. Düzenli egzersiz, kilo verme, fizyoterapi uygulamaları da bel sağlığını korumada yardımcı olacaktır. Ancak bu tür işlemlerde işlemin bir süresi yoktur; yani yapılan işlem belli bir süre sonra etkisini yitirmez ve ağrılar tekrar ortaya çıkmaz. Eğer işlemden sonraki süreçte ağrılarda tekrarlama olursa farklı dokulardan kaynaklanan farklı hasarlanmalar söz konusu olabilir. Dr. Taylan Temel

bel fıtığı ameliyatı sonrası kalçada ağrı