🐠 Buruc Suresi Tefsiri Ibni Kesir

Bürucsuresi İbni Kesir Kafirun suresi, Kafirun suresinin anlamı, tefsiri, yazılışı ve okunuşu videolu anlatım. Maun suresi, Maun suresinin anlamı 85/ BURÛC - 17 : ( İbni Kesir ) O orduların haberi haberi, sana geldi mi? / ( Ömer Nasuhi Bilmen ) (17-18) Sana o orduların haberi geldi mi? Surenin Tefsiri Bismillahirrahmanirrahim31- Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar.(31) ve ırzlarını(32) korusunlar;(33) süslerini(34 İbniKesir: Arş'ın sahibidir, Mecid'dir. Muhammed Esed: şanlı kudret tahtının sahibi, Ömer Nasuhi Bilmen: Arş'ın Azîmüşşan sahibidir. Şaban Piriş: Yüce arşın sahibi. Suat Yıldırım: O Arş sahibidir, şanı pek yücedir. Süleyman Ateş: Arş'ın sâhibidir, yücedir. Tefhim-ul Kuran: Arşın sahibidir; Mecid (pek yüce İbnKesir Meali; Quran English; القرآن الكريم; Tefsir. İbn Kesir Tefsiri; Besairu’l Kur’an ( Ali Küçük ) Şifa Tefsiri ( Mahmut Toptaş ) Tefsir’ul Munir ( Vehbe Zuhayli ) Fi Zilal-il Kur’an ( Seyyid Kutub ) Tefhimu’l Kur’an ( Ebu’l A’la el-Mevdudi ) el Camiu li-Ahkami’l-Kur’an ( İmam Kurtubi ) Mukabele İBNİKESİR Onlar; ancak Aziz, Hamid Allah'a inandıkları için mü'minlerden öç almışlardı. DİYANET İŞLERİ (8-9) Onlar mü’minlere ancak; göklerin ve yerin hükümranlığı kendisine ait olan mutlak güç sahibi ve övülmeye lâyık Allah’a iman ettikleri için kızıyorlardı. Allah, her şeye şahittir. HASAN BASRİ ÇANTAY YouTube頻道價值預估只需YouTube頻道名稱或連結,輕鬆為頻道做出頻道估價 YouTube影片效果分析 幫助您分析YouTube影片表現,優化YouTube SEO YouTube網紅頻道對比 維度豐富的YouTube頻道對比分析報告,全面瞭解網紅數據 YouTube網紅即時粉絲量 RahmetünMiner-Rahman 1. Cilt: Kuran-i Kerim Tefsiri: Kur'an-ı Kerim Tefsiri 1. Entertainment Fussilet Sûresi Fecr Sûresi İslamiyet Tv 60. MUMTEHİNE 60 - Mümtehine 94. İNŞİRAH 104. Hümeze 98. BEYYİNE . Additional Information. handytasche für samsung s4 mini; musikinstrument lyra; dragonball gt deutsch stream; kleines bad möbel Kuranı Kerim » 1 / FATİHA - 3 Sonraki Ayet :4 Ayetin Tefsiri : الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ Er rahmânir rahîm(rahîmi). O8p98. İBN KESİR İslâm ilimlerinin bir çoğunda meşhur ve büyük söz sahibi olan âlimlerden birisi. İmâduddîn Ebu'l-Fidâ İsmail İbn Ömer İbn Kesir. Dımaşk civarındaki Busrâ'nın Mecdel köyünde 701/1301'de dünyaya geldi. Bu yüzden el-Busravî ve ed-Dımaşkî nisbeleri de vardır. Küçük yaşta babasını kaybettiğinden onun terbiye ve yetiştirilmesi ö. 742/341'dir. Bu hocası ile uzun müddet çalışmış ve O'nun kızı ile büyük kardeşi Abdulvehhâb meşgul olmuştur. İlk tahsilini köyünde yaptıktan sonra Şam'a gelmiş ve tahsiline burada devam etmiştir. Hocaları arasında Burhanuddin el-Fezârî ö. 729/1329, İbn Kadı Şihne ö. 726/1326, İshak el-Âmidî ö. 725/1325 sayılabilir. Hadis sahasında üstadı Ebu'l-Haccâc el-Mizzî ö. 742/1341'dir. Bu hocası ile uzun müddet çalışmış ve onun kızı ile evlenmiştir. Bu arada Takıyyuddîn ibn Teymiyye ö. 728/1328'den çok şeyler öğrenmiş ve onu müdafaa etmiş, onun fetvaları ile amel edip fetva vermiş, bu yüzden bir çok tenkidlere de uğramıştır. Bu arada Karâfi, Debûsî Uranî ve Hutenî gibi âlimlerden icazet almıştır. Birçok ilimde derinleşmiş ve eserler vermiştir. O bir tarihçi, bir hadis, bir fıkıh, bir tefsir âlimidir. Yazdığı eserler, kendisi hayatta iken meşhur olmuş ve takdir görmüştür. Hal tercümesi Tabakât kitaplarında ondan büyük bir övgü ile söz edilir. 1 Şam'ın meşhur medreselerinde müderrislik yapmış; Zehebî ö. 748/ 1347'nin vefatıyla onun yerini Ümmu Salih medresesi şeyhliğine, Subkî ö. 771/1370'nin vefatı üzerine de Eyrefiyye Dâru'l-Hadîs Medresesinin şeyhliğine gelmiştir. Yetiştirdiği talebesi içinde meşhur hadis âlimi Şihabeddin İbn Hiccî, Hafız Ebu'l Mehâsin el-Hüseynî ve İbn Hacer el-Askalânî sayılabilir. Ömrünün sonlarına doğru gözlerini kaybetmiş, 774/1373 yılında 74 yaşında iken Şam'da vefat etmiş ve hocası İbn Teymiyye'nin yanına defnedilmiştir.2 Telif etmiş olduğu birçok risale ve kitaptan önemli olanları şunlardır 1. el-Bidâye ve'n-Nihâye Yaradılıştan başlayarak 767/1366 senesine kadar olayları anlattığı tarihe dair eseridir. İslâm Tarihinin ana kaynaklarından sayılır. 2. Câmiu'l-Mesânid Ahmed ibn Hanbel'in Müsnedi, el-Bezzâr, Ebu Ya'lâ ve İbn Ebi, Şeybe'nin eserlerini el-Kutubu's-Sitte'ye ilâve ederek topladığı hadise dair eseridir. Bu eserini bâblara göre tertip etmiştir. 3. el-Bâisu'l-Hasîs İbnu's-Salâh'ın Ulûmu'l-Hadis adlı eserinin muhtasarıdır. 4. et-Tekmîl fi Ma'rifeti's-Sikât ve'd-Duafâ ve'l-Mecâhil. 5. Tabakâtu'ş-Şâfiiyye. 6. Menâkıbu'l-İmam eş-Şâfiî. 7. Edillelu't-Tenbîh fî-Fıkhı'ş-Şâfiyye. Bu eserini gençliğinde, telife ilk başladığı sıralarda yazdığı nakledilir. 8. el-İctihad fî Talebi Fadli'l-Cihâd Yazma halindeki bu eserin bir nüshası İstanbul Köprülü kütüphanesinde 234 numaradadır. 9. Muhtasaru İbnu'l-Hâcib. 10. Ehâdîsu't-Tevhîd ve'r-Redd ale'ş-Şirk. 11. Müsnedu'ş-Şeyhayn Hz. Ebu Bekr ve Hz. Ömer'in rivayet ettikleri hadisleri toplayan bir hadis mecmuasıdır. 12. Fedâilu'l-Kur'an ve Tarîhu Cem'ihî Kur'an'ı Kerim'in faziletine dair hadisleri topladığı bir risale olup tefsirinin bir tekmilesi mahiyetindedir. 13. Şerhu'l-Buhârî imam Buhârî'nin el-Câmi's-Sahîh'ini açıkladığı bu eserini tamamlayamamıştır. 14. Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm Taberî'nin tefsirinden sonra ikinci kaynak kabul edilen bu eseri rivayet tefsiri metoduyla yazılmış tam bir tefsirdir Tefsiru'l-Kur'âni'l-Azîm İbn Kesîr bu tefsirinde oldukça uzun bir mukaddime ile başlar. Bu mukaddimede Kur'an ve tefsirle ilgili birçok meseleyi ele alır. Tefsir ilminin yüce bir ilim olduğunu, ona olan ihtiyacı belirtir. Kur'an'ı tefsir etmenin en güzel yolunun "Kur'an'ın yine Kur'an ile tefsiri" olduğunu söyler. "Kur'an'ı Kur'an ile tefsir etmekten âciz kalırsan onu sünnet ile tefsir etmen gerekir. Çünkü hadis Kur'an'ı açıklayıcı ve izah edicidir... Aradığımız ayetin tefsirini ne Kur'an'da, ne de hadiste bulamazsak bu konuda sahabenin sözlerine başvururuz." der. İsrailiyyet ve İsrailiyyat'ın bu ümmete verebileceği zararlar konusunda okuyucu ikaz eder. Sahabeden sonra rey ve tefsirlerine itimat edebilecek Tâbiûn ve Tebe-i tâbiin âlimlerinin isimlerini verir. Kur'an'ı kendi reyi ile tefsir konusuna açıklık getirir, bu konudaki müsbet ve menfî görüşlere nakleder, sonra da Kur'an hakkında genel bir takım bilgilere yer verir. Bu mukaddimeden de anlaşılacağı üzere İbn Kesir efsirinde rivayete önem verir, ama dirayet tefsiri yönünü de ihmal etmez. Tefsirde, hadis ravilerinin kritiği olan "cerh ve ta'dîle" özen gösterir. Bu hususta hocası el-Mizzî'nin görüşlerine büyük değer verir. İbn Kesîr bu eserinde, tefsirin en güzel yolu olan Kur'an'ı Kur'an ile tefsir etme yolunu tercih etmiş, buna ayrı bir önem vermiştir. Bir ayet veya ayet topluluğunu verdikten sonra bunları zâhirî mana açısından basit ve anlaşılır ifadelerle kendisi izah eder. Bundan sonra öncelikle bu ayetleri tefsir eden diğer ayetleri zikredip bunlar arasındaki münasebete işaret eder. Daha sonra Hz. Peygamber asm'den, sahabe ve tabiunun ileri gelenlerinden nakillerde bulunur, bir ayetin tefsiri hakkındaki değişik görüşleri zikrederek bunları değerlendirir, aralarında tercihler yapar. Rivayetleri senetleri ile birlikte sahih olanları ile illetli veya zayıf olanlarını ayırdeder. İbn Kesir bu tefsirinde İbn Cerîr et-Taberî* ö. 310/923. İbn Ebî Hâtim ö. 327/938, İbn Atıyye ö. 541/ 1147 gibi kendisinden önceki birçok mufeshirin tefsirlerinden, hadis sahasında da Ahmed ibn Hanbel'in Müsned'inden çokça nakillerde bulunur. Ancak Taberi'nin tefsirinde rastlanan zayıf rivayetler İbn Kesir'de yer almaz. İbn Kesîr'in tefsirinin rivayet tefsirleri içinde mümtaz bir mevkide olmasını sağlayan en önemli özelliklerinden biri de onun, birçok tefsirin aldıkları isrâiliyyat konusundaki hassasiyetidir. İsrailiyyata sırf tenkidini yapmak ve bu haberlerin kaynaklarını belirtmek, sonra da Müslümanları bu tür rivayetlerden koruyup sakındırmak için eserine dercetmiştir. Biraz önce de belirttiğimiz gibi, bu tefsir bir rivayet tefsiri olması yanında dirayeti de ihmal etmemiş ve bu arada fıkhî ve kelâmî konulara da yeteri kadar yer vermiştir. Tefsirde itikadî yönden İmam Eş'arî'nin, fıkhî yönden ise İmam Şâfiî'nin görüşleri tercih müdafaa edilmiş; ayetlerden bu iki imamın görüşlerini teyit eden manâlar, bu iki imamın mezhebine uyan hükümler çıkarılmaya çalışılmıştır. Ahkâm ayetlerinin tefsirine giriştiğinde İmam Şâfiî'yi açıkça iltizam ettiğini göstermesi yanında zaman zaman diğer mezheblerin, özellikle de İmam Ebu Hanife'nin mezhebini ve delillerini çürütmeye çalışır. İbn Kesir bir tarihçi olması hasebiyle bu tefsirde tarih ve kıssalara da yer vermiştir, ama bu kabilden kısımları azdır. Yine bu tefsirde ayetlerin gramer tahlillerine fazlaca yer verilmez. Kırâatlere temas edilmez. Ancak zaman zaman Ubeyy ibn Ka'b, Abdullah ibn Mes'ûd ve Ali ibn Ebî Talib'in mushaflarındaki küçük farklılıklara işaret edildiği görülür. Bu özellikleriyle İbn Kesir'in Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm'i, rivayet tefsirlerinin en faydalısı, Kur'ân-ı Kerim'in Hz. Peygamber asm ve ashabı tarafından yapılmış açıklamalarını en geniş anlamda toplayanı, Ehl-i sünnet ve'l-cemâat mezhebinin delillerini Kur'an-ı Kerim'den en güzel bulup çıkaranı, sapık mezheblerin Kur'an ayetlerine yüklemeye çalıştıkları ihtimali olmayan te'villerden Müslümanları koruyanı olarak görülmektedir. Bu kıymetli tefsir değişik İslâm ülkelerinde defalarca yayınlanmış olup son olarak Mısır'da Muhammed İbrahim el-Bennâ, Muhammed Ahmed Âşûr ve Abdülaziz Ğuneym'in tahkîki ile yayınlanmıştır. Türkçeye "Hadislerle Kur'ân-ı Kerim Tefsiri" adıyla yapılan tercümesi de İstanbul'da neşredilmiştir. 1 bk. Zehebî, Zeylu Tabakâtu'l-Huffâz, s. 57-59; Suyûtî, Tabakatu'l-Huffâz, Kahire 1973, s. 53, 529; Dâvûdî Tabakâtu'l-Müfessirîn, Kahire 1972, I, 110-111; İbnu'l-İmâd el-Hanbelî, Şezerâtu'z-Zeheb, Beyrut VI, 231, 232; ibn Hacer, ed-Dureru'l Kâmine, Beyrut I, 374. BURÛC SURESİ 85-BURÛC 1. Ayet وَالسَّمَاء ذَاتِ الْبُرُوجِ Ves semâi zâtil burûcburûci. Bayraktar Bayraklı 1-3 Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki, Cemal Külünkoğlu 1-5 Kendinde burçlar takımyıldızlar taşıyan göğe, o vaad edilen güne kıyamete, şahit olana görene ve şahit olunana görülene andolsun ki, inananları yakmak için hendek kazıp içinde alevli ateş yakanlar kahrolmuş ve lanetlenmiştir. Diyanet İşleri eski İçinde burçları bulunan göğe and olsun; Diyanet Vakfi 1-7 Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, o günde tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar yakılarak öldürüldü. Onlar yakanlar da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı. Edip Yüksel Andolsun galaksiler sahibi göğe. Elmalılı Hamdi Yazır O Semai zatilbüruca Muhammed Esed Düşün büyük burçlarla dolu göğü, Mustafa İslamoğlu Burçlarla dolu gökyüzü şahit olsun, Seyyid Kutub Burçları olan göğe. Süleyman Ateş Burçlar sâhibi göğe andolsun, Süleymaniye Vakfı Burçları[*] olan göğe, [*] Burç بُرج, Arapçada köşk ve kale anlamına gelir Mekâyîs Köşkler gibi güzel ve parlak olan oniki yıldız kümesine de burç denir. Bunlar; Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık diye adlandırılmışlardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur “Biz gerçekten gökte burçlar oluşturduk ve onları, seyredenler için süsledik.” Hicr 15/16 Burçlar, ayın konak yerleri gibidir, bir yılda hepsini dolaşır. Allah Teâlâ şöyle buyurur “Güneşi aydınlatıcı, ayı da aydınlık yapan odur. Aya konak yerleri belirlemiştir ki, yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Allah onları gerçek varlıklar olarak yaratmıştır. O bilen bir toplum için ayetlerini ayrıntılı olarak açıklar.” Yunus 10/5 Tefhim-ul Kuran Burçları olan göğe andolsun, Yaşar Nuri Öztürk Yemin olsun o burçlarla dolu göğe, 85-BURÛC 2. Ayet وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِ Vel yevmil mev’ûdmev’ûdi. Bayraktar Bayraklı 1-3 Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki, Cemal Külünkoğlu 1-5 Kendinde burçlar takımyıldızlar taşıyan göğe, o vaad edilen güne kıyamete, şahit olana görene ve şahit olunana görülene andolsun ki, inananları yakmak için hendek kazıp içinde alevli ateş yakanlar kahrolmuş ve lanetlenmiştir. Diyanet İşleri eski Söz verilen kıyamet gününe and olsun; Diyanet Vakfi 1-7 Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, o günde tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar yakılarak öldürüldü. Onlar yakanlar da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı. Edip Yüksel Söz verilen güne, Elmalılı Hamdi Yazır Ve o yevmi mev'uda Muhammed Esed ve tahayyül et vaad edilen Günü, Mustafa İslamoğlu vaad edilen gün şahit olsun, Seyyid Kutub Vaad edilen güne. Süleyman Ateş Va'dedilen güne andolsun, Süleymaniye Vakfı Söz verilen güne, Tefhim-ul Kuran O vadedilen güne, Yaşar Nuri Öztürk O vaat olunan güne, 85-BURÛC 3. Ayet وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ Ve şâhidin ve meşhûdin. Bayraktar Bayraklı 1-3 Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki, Cemal Külünkoğlu 1-5 Kendinde burçlar takımyıldızlar taşıyan göğe, o vaad edilen güne kıyamete, şahit olana görene ve şahit olunana görülene andolsun ki, inananları yakmak için hendek kazıp içinde alevli ateş yakanlar kahrolmuş ve lanetlenmiştir. Diyanet İşleri eski Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir. Diyanet Vakfi 1-7 Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, o günde tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar yakılarak öldürüldü. Onlar yakanlar da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı. Edip Yüksel Ve tanığa da tanık olunana da andolsun. Elmalılı Hamdi Yazır Ve şâhide ve meşhûda kasem olsun Muhammed Esed ve O her şeye tanıklık eden ile O'nun tarafından tanıklık edileni! Mustafa İslamoğlu her bir tanık ve sanık şahit olsun da şu gerçeği ünlesin Seyyid Kutub Şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun ki. Süleyman Ateş O gün Şâhide ve şâhidlik edilene andolsun, Süleymaniye Vakfı Hakka şahit olana ve şahit olunan hakka yemin olsun ki[2], [2] Ergenlik çağına ermiş her insan Allah’ın varlığına ve birliğine, onun kendi rabbi olduğuna şahit olur. Bazıları bu şahitliğin gereğini ölene kadar yerine getirir, ondan başkasına kul olmazlar. Bunlar önemli oldukları için Allah Teâlâ bunlara yemin etmiştir. Şahit olunan ise Allah Teâlâ’nın kendisidir. “Rabbin, Âdemoğullarından, onların bellerinden nesillerini aldığında erginlik çağına girdiklerinde onları kendilerine karşı şahit tutarak “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” der. Onlar da “Evet Rabbimizsin. Biz buna şahidiz.” derler. Artık Kıyâmet günü; “biz bunun farkında değildik” diyemezsiniz. Şunu da diyemezsiniz “Önceden ortak koşanlar babalarımızdı. Biz ise onlardan sonra gelen bir nesildik. O batıla sapanların işlediklerinden ötürü bizi yok mu edeceksin?” Araf 7/172 Âdemoğlunun belinden neslinin alınması, nesle sebep olan tohumun alınmasıdır. O da buluğla başlar. Tefhim-ul Kuran Şahid olana görene ve şahid olunana görülene . Yaşar Nuri Öztürk Tanıklık edene, tanıklık edilene/seyredene, seyredilene, 85-BURÛC 4. Ayet قُتِلَ أَصْحَابُ الْأُخْدُودِ Kutile ashâbul uhdûduhdûdi. Bayraktar Bayraklı 4-5 Kahrolsun! Ateşi olan o çukuru kazanlar. Cemal Külünkoğlu 1-5 Kendinde burçlar takımyıldızlar taşıyan göğe, o vaad edilen güne kıyamete, şahit olana görene ve şahit olunana görülene andolsun ki, inananları yakmak için hendek kazıp içinde alevli ateş yakanlar kahrolmuş ve lanetlenmiştir. Diyanet İşleri eski 4-7 Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur! Diyanet Vakfi 1-7 Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, o günde tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar yakılarak öldürüldü. Onlar yakanlar da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı. Edip Yüksel Kanyon halkına yazıklar olsun. Elmalılı Hamdi Yazır Tel'ıyn edildi sahibleri o uhdudun Muhammed Esed Onlar yalnızca kendilerini yok ederler, o çukuru hazırlayanlar, Mustafa İslamoğlu Kahrolsun hendek ehli! Seyyid Kutub Hendekleri hazırlayanların canı çıksın. Süleyman Ateş Ki kahroldu o hendeğin adamları Süleymaniye Vakfı O çukuru kazanlar kahroldular. Tefhim-ul Kuran Kahrolsun Ashab-ı Uhdûd Yaşar Nuri Öztürk Ki gebertildi o hendekçi grup/o kamçıları hendek gibi iz bırakan herifler, 85-BURÛC 5. Ayet النَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ Ennâri zâtil vekûdvekûdi. Bayraktar Bayraklı 4-5 Kahrolsun! Ateşi olan o çukuru kazanlar. Cemal Külünkoğlu 1-5 Kendinde burçlar takımyıldızlar taşıyan göğe, o vaad edilen güne kıyamete, şahit olana görene ve şahit olunana görülene andolsun ki, inananları yakmak için hendek kazıp içinde alevli ateş yakanlar kahrolmuş ve lanetlenmiştir. Diyanet İşleri eski 4-7 Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur! Diyanet Vakfi 1-7 Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, o günde tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar yakılarak öldürüldü. Onlar yakanlar da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı. Edip Yüksel Tutuşturulmuş ateşin- Elmalılı Hamdi Yazır O çıralı ateşin Muhammed Esed imana ermiş olanlara karşı şiddetle yanan ateş çukurunu! Mustafa İslamoğlu O ateş hendekleri, ağzına kadar doldurulup tutuşturulmuştur. Seyyid Kutub Bol yakıtı olan ateşi oralara dolduranların. Süleyman Ateş O yakıt doldurulup tutuşturulmuş ateş hendeğinin adamları! Süleymaniye Vakfı Yakıt dolu ateş çukurunu… Tefhim-ul Kuran 'Tutuşturucu yakıt dolu o ateş,' Yaşar Nuri Öztürk O tutuşturulan ateşin adamları, 85-BURÛC 6. Ayet إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ İzhum aleyhâ kuûdkuûdun. Bayraktar Bayraklı 6-7 Onlar da o ateş çukurunun etrafında oturmuş, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı. Cemal Külünkoğlu 6-7 Hani kendileri ateş hendeğinin çevresinde oturmuş, ateşe attıkları mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı. Diyanet İşleri eski 4-7 Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur! Diyanet Vakfi 1-7 Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, o günde tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar yakılarak öldürüldü. Onlar yakanlar da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı. Edip Yüksel Başında oturmuşlar, Elmalılı Hamdi Yazır O vakıt ki üzerine oturmuştular Muhammed Esed Hani, onlar keyifle o ateşi seyretmişlerdi, Mustafa İslamoğlu O zaman onlar ateşin üstüne oturmuşlardır; Seyyid Kutub Hani onlar hendeklerin başında oturuyorlardı. Süleyman Ateş Onlar, o ateş hendeğinin başında oturmuşlardı. Süleymaniye Vakfı Onlar ateşin çevresinde oturur, Tefhim-ul Kuran Hani kendileri ateş hendeğinin çevresinde oturmuşlardı. Yaşar Nuri Öztürk Onlar onun başında oturmuşlardı. 85-BURÛC 7. Ayet وَهُمْ عَلَى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ Ve hum alâ mâ yef’alûne bil mu’minîne şuhûdşuhûdun. Bayraktar Bayraklı 6-7 Onlar da o ateş çukurunun etrafında oturmuş, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı. Cemal Külünkoğlu 6-7 Hani kendileri ateş hendeğinin çevresinde oturmuş, ateşe attıkları mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı. Diyanet İşleri eski 4-7 Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur! Diyanet Vakfi 1-7 Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, o günde tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar yakılarak öldürüldü. Onlar yakanlar da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı. Edip Yüksel Ve gerçeği onaylayanlara yaptıkları işkenceyi seyrediyorlar. Elmalılı Hamdi Yazır Mü'minlere yaptıklarına karşı şâhid de oluyorlardı Muhammed Esed müminlere ne yaptıklarının bilincinde olarak; Mustafa İslamoğlu zira mü'minlere yaptıkları kendi başlarına gelmiştir. Seyyid Kutub Müminlere yaptıkları işkenceleri seyrediyorlardı. Süleyman Ateş Ve onlar, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı. Süleymaniye Vakfı Müminlere yaptıklarını seyrederlerdi. Tefhim-ul Kuran Ve mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı. Yaşar Nuri Öztürk Ve hepsi, müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı. 85-BURÛC 8. Ayet وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَن يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ Ve mâ nekamû minhum illâ en yu’minû billâhil azîzil hamîdhamîdi. Bayraktar Bayraklı 8-9 Müminlerden, sadece, göklerin ve yerin mülkü/iktidarı kendisine ait olan, sonsuz kudret sahibi ve övgüye layık olan Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam aldılar/alıyorlar. Oysaki Allah her şeyi görür. Cemal Külünkoğlu Mü'minlerden öç almalarının tek sebebi mutlak galip ve övgüye lâyık olan Allah'a inanmalarıydı. Diyanet İşleri eski 8-9 Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir. Diyanet Vakfi 8-9 Onlardan, sırf, göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan, azîz ve hamîd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar. Oysa ki Allah her şeyi görür. Edip Yüksel Gerçeği onaylayanlardan nefret ediyorlardı. Sadece, onlar Üstün ve Övgüye layık olan ALLAH’ı onayladıkları için… Elmalılı Hamdi Yazır Onlardan kızdıkları da yalnız azîz, hamîd olan Allaha iyman etmeleri idi Muhammed Esed yalnızca Kudret Sahibi, bütün övgülere layık olan Allah'a inanmalarından dolayı nefret ediyorlardı o müminlerden, Mustafa İslamoğlu O zalimler başka bir sebeple değil, sadece yücelikte eşsiz ve hamdin tümüne layık olan Allah'a imanda ısrar ettikleri için onlardan intikam almışlardır. Seyyid Kutub Müminlerden öç almalarının tek sebebi aziz, övgüye lâyık Allah'a inanmalarıydı. Süleyman Ateş Mü'minler sırf aziz, övgüye lâyık Allah'a inandıkları için o zâlimler onlardan öç aldılar. Süleymaniye Vakfı Bu cezayı vermelerinin tek sebebi, müminlerin, güçlü ve her şeyi güzel yapan Allah’a güvenmeleriydi[*]. [*] Allah’a inanmak, Allah’a güvenmek demektir. İnandığını söyleyen herkes aslında Allah’a gereği gibi güvenmez. Dolayısıyla Allah’a güvenenler, bu gibilerin hesaplarını bozarlar. Tefhim-ul Kuran Kendileri onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' öğülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı. Yaşar Nuri Öztürk Onlardan sadece, Azîz ve Hamîd Allah'a iman ettikleri için öç alıyorlardı. 85-BURÛC 9. Ayet الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ Ellezî lehu mulkus semâvâti vel ardardı, vallâhu alâ kulli şey’in şehîdşehîdun. Bayraktar Bayraklı 8-9 Müminlerden, sadece, göklerin ve yerin mülkü/iktidarı kendisine ait olan, sonsuz kudret sahibi ve övgüye layık olan Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam aldılar/alıyorlar. Oysaki Allah her şeyi görür. Cemal Külünkoğlu O Allah ki göklerin ve yerin hükümranlığına sahiptir ve Allah her şeye şahittir. Diyanet İşleri eski 8-9 Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir. Diyanet Vakfi 8-9 Onlardan, sırf, göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan, azîz ve hamîd olan Allah'a iman ettikleri için intikam aldılar. Oysa ki Allah her şeyi görür. Edip Yüksel Göklerin ve yerin yönetimi O’na aittir. Ve ALLAH her şeye Tanıktır. Elmalılı Hamdi Yazır Ki bütün Semavât ve Arz mülkü onundur ve Allah, her şey'e şâhiddir Muhammed Esed O Allah ki göklerin ve yerin hükümranlığına sahiptir. Allah ki her şeye tanıktır! Mustafa İslamoğlu O Allah ki, göklerin ve yerin hakimiyeti sadece O'na aittir; üstelik Allah her şeye şahittir. Seyyid Kutub O Allah ki göklerin ve yerin sahibi olan Allah'a. Allah herşeye şahittir. Süleyman Ateş O Allah ki göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Allâh, her şeye tanıktır. Süleymaniye Vakfı Göklerin ve yerin tek hâkimi olan Allah’a inanıp güvenmeleri… Üstelik Allah, her şeye şahittir. Tefhim-ul Kuran Ki O Allah, göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Allah her şeyin üzerinde şahid olandır. Yaşar Nuri Öztürk O Allah ki, göklerin ve yerin mülkü kendisinindir. Allah her şeye tanıktır. 85-BURÛC 10. Ayet إِنَّ الَّذِينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرِيقِ İnnellezîne fetenûl mu’minîne vel mu’minâti summe lem yetûbû fe lehum azâbu cehenneme ve lehum azâbul harîkharîkı. Bayraktar Bayraklı Şüphesiz, inanan erkekler ile inanan kadınlara işkence edenlere ve sonra tövbe etmeyenlere, cehennem azabı ve orada yanma cezası vardır. Cemal Külünkoğlu İnanan erkeklere ve inanan kadınlara işkence edip, sonra yaptıklarına tevbe etmeyenler var ya, işte onlar için, cehennem azabı vardır ve yakıcı azap onlaradır. Diyanet İşleri eski Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır. Diyanet Vakfi Şüphesiz inanmış erkeklerle inanmış kadınlara işkence edip sonra tevbe de etmeyenlere cehennem azabı ve orada yanma cezası vardır. Edip Yüksel Gerçeği onaylayan erkeklere ve kadınlara zulüm ve işkencede bulunan ve daha sonra tövbe etmeyenler cehennem azabını haketmişlerdir. Onlar için yakıcı bir azap vardır. Elmalılı Hamdi Yazır O kimseler ki mü'minîn ve mü'minâta fitne yapmışlar, sonra da tevbe etmemişlerdir muhakkak artık onlara Cehennem azâbı var ve onlara yangın azâbı vardır Muhammed Esed İnanan erkekler ile inanan kadınlara işkence edenlere ve sonra hiçbir pişmanlık duymayanlara gelince, onları cehennem azabı beklemektedir; evet, yakıcı azap beklemektedir onları! Mustafa İslamoğlu Bakın, mü'min erkekler ve mü'min kadınlara işkence yapıp da sonra pişman olmayanlar var ya elbet onlar derin bir mahrumiyet gayyasını boylayacaklar ve onları harlı ateşin azabı bekleyecektir. Seyyid Kutub İnanmış erkek ve kadınlara işkence edip, sonra yaptıklarına tevbe etmeyenler, var ya. Şüphesiz onlar için cehennem azabı vardır. Yakıp kavuran azap ta onlaradır, Süleyman Ateş İnanmış erkek ve kadınlara işkence edip sonra yaptıklarına tevbe etmeyenler yok mu, onlar için cehennem azâbı vardır ve onlar için yangın azâbı vardır. Süleymaniye Vakfı Mümin erkeklerle mümin kadınları o çukurda yakıp da[1*] tevbe[2*] etmeyenlerin payına düşen Cehennem azabı ve yangın[3*] azabıdır. [1*] Fitne, altını ve gümüşü ateşte eriterek saflaştırma işlemidir Lisan’ul-Arab Bunlar da Müslümanları ateşe atarak imanlarının saflığını görmüşlerdir. [2*] Tevbe, dönüş yapmak demektir. Tevbe kapısı, Müslümanlara bu zulmü yapanlara dahi açıktır. Allah Teâlâ şöyle buyurur “Ey kendilerini aşırı derecede kötü duruma sokmuş kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. O, çok bağışlar, ikramda bulunur.” Zümer 39/53 [3*] Onlar Müslümanları yaktıkları için kendileri de yanacaklardır. Tefhim-ul Kuran Gerçek şu ki, mü'min erkeklerle mü'min kadınlara işkence fitne uygulayanlar sonra da tevbe etmeyenler yok mu; işte onlar için cehennem azabı vardır ve yakıcı azab onlar içindir. Yaşar Nuri Öztürk Şu bir gerçek ki, inanan erkeklerle inanan kadınlara işkence edip sonra da tövbe etmemiş olanlar için, cehennem azabı vardır. Onlar için yangın azabı da vardır. 85-BURÛC 11. Ayet إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْكَبِيرُ İnnellezîne âmenû ve amilus sâlihâti lehum cennâtun tecrî min tahtihâl enhârenhâru, zâlikel fevzul kebîrkebîru. Bayraktar Bayraklı İman edip iyi amel yapanlara ise, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. İşte, büyük kurtuluş budur. Cemal Külünkoğlu İnandıktan sonra faydalı ve iyi işler yapanlar için de altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur. Diyanet İşleri eski Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur. Diyanet Vakfi İman edip sâlih ameller işleyenlere ise, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur. Edip Yüksel Gerçeği onaylayan ve erdemli davrananlar ise içlerinden ırmaklar akan bahçeleri haketmişlerdir. Büyük başarı budur. Elmalılı Hamdi Yazır O kimseler ki iyman etmişler ve salih ameller işlemişlerdir, muhakkak onlara altından ırmaklar akar Cennetler var, işte o büyük kurtuluşdur Muhammed Esed Ama, imana ermiş olup da doğru ve yararlı işler yapanlar, öteki dünyada içinden ırmaklar akan bahçeler bulacaklardır; bu, büyük bir kurtuluştur! Mustafa İslamoğlu Şüphesiz iman eden ve Allah'ın razı olacağı davranışlarda bulunanları da, zemininden ırmaklar çağıldayan cennetler bekleyecektir işte büyük başarı budur. Seyyid Kutub inananlar ve iyi işler yapanlar için de altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş budur. Süleyman Ateş İnanan ve iyi işler yapan kimseler için de altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük başarı budur. Süleymaniye Vakfı İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar ise içinden ırmaklar akan cennetlere kavuşurlar. İşte büyük zafer budur. Tefhim-ul Kuran Şüphesiz iman edip de salih amellerde bulunanlara gelince; onlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. Yaşar Nuri Öztürk İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlara gelince onlar için, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Büyük başarı işte budur. ❬ Önceki Sonraki ❭ ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ İbni Kesir Tutuşturucu ateşlerle, 85-BURÛC 1. Ayet وَالسَّمَاء ذَاتِ الْبُرُوجِ Ves semâi zâtil burûcburûci. Bayraktar Bayraklı 1-3 Burçlar sahibi göğe; vaad edilen o güne; tanık olan ve tanık olunana yemin olsun ki, Edip Yüksel Andolsun galaksiler sahibi göğe. Erhan Aktaş Burçlar sahibi gökyüzüne ant olsun, Muhammed Esed Düşün büyük burçlarla dolu göğü, Mustafa İslamoğlu Burçlarla dolu gökyüzü şahit olsun, Süleyman Ateş Burçlar sâhibi göğe andolsun, Süleymaniye Vakfı Burçları[*] olan göğe, [*] Burç بُرج, Arapçada köşk ve kale anlamına gelir Mekâyîs Köşkler gibi güzel ve parlak olan oniki yıldız kümesine de burç denir. Bunlar; Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık diye adlandırılmışlardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur “Biz gerçekten gökte burçlar oluşturduk ve onları, seyredenler için süsledik.” Hicr 15/16 Burçlar, ayın konak yerleri gibidir, bir yılda hepsini dolaşır. Allah Teâlâ şöyle buyurur “Güneşi aydınlatıcı, ayı da aydınlık yapan odur. Aya konak yerleri belirlemiştir ki, yılların sayısını ve hesabı bilesiniz. Allah onları gerçek varlıklar olarak yaratmıştır. O bilen bir toplum için ayetlerini ayrıntılı olarak açıklar.” Yunus 10/5 Yaşar Nuri Öztürk Yemin olsun o burçlarla dolu göğe,

buruc suresi tefsiri ibni kesir