🌫️ Edebiyatın Ilgili Olduğu Bilim Dalları

Sosyal Bilimlere Yardımcı Bilim Dalları Sosyal Bilimler Nedir: İnsanların geçmişlerini, yaşadıkları çevreyi, yaşam tarzlarını ve kültürlerini inceleyen bilim dallarına sosyal bilimler adı verilir. İnsanlar, hayatlarında yaşadıkları değişim ve gelişimleri anlayabilmek ve anlatabilmek için sosyal bilimlerden yararlanırlar. Bu nedenle tarihçi, bazı belge, bulgu ve bilgilerin açıklanmasında diğer bilim dallarından yararlanır. Coğrafya. Her tarihî olay belli bir coğrafi mekânda meydana gelir. Tarihî olayların oluşumu esnasında iklim, yeryüzü şekilleri, ekonomik faaliyetler, konum vb. coğrafi faktörler etkili olabilmektedir. Edebiyat, insanların duygu ve düşüncelerini yansıtabildiği gibi diğer bilimlerle de etkileşim halindedir. Edebiyat, içinde barındırdığı bir çok sözcüğü diğer bilimlerin terimlerinden alır. Edebiyatın etkileşime girdiği bilimler sayesinde edebiyat daha geniş alana sahip olur ve daha etkili hale gelir. Edebiyat, tarih Belli Başlı Bilim Dalları. Bilim birçok alt kategoriye ayrılmıştır. Felsefe ile yakın bağlantısı bulunan bilimsel kategoriler Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri adı altında genel olarak iki kategoride sınıflandırılır. Fen Bilimlerinin başlıcaları şunlardır: Astronomi ve Fizik. Matematik ve Geometri. Bu itibarla edebiyat tüm bilim dalları ile ilişki içindedir. Bu yazımızda edebiyatın ilişkili olduğu bilim dallarından birkaç örnek vererek konu ile ilgili önemli açıklamalar yapacağız. İşte edebiyatın ilişkili olduğu bazı bilim dalları. Edebiyatın diğer bilimlerle ilişkisi 1. Edebiyat ile resim ilişkisi II Makale Olaylar çevresinde gelişen metin A) Edebiyat ile ilgili kuralları öğreten bilim dalıdır. III. Mesnevi Gazete çevresinde gelişen metin B) Gerçek ya da gerçeğe uygun olayların dile getirildiği IV. Komedi Kişisel hayatı konu alan metin metinlerdir. V. Otobiyografi C) Herhangi bir bilim dalıyla ilgili eserler bütünüdür. 9. Edebiyat; Dönemin olay ve olgularını duygu ve düşüncelerini yazıya ve sözlü bir şekilde aktarılması ile meydana gelen bir bilim dalıdır. Olayların anlaşılması acısından önemli bir yer tutan edebiyat, tarihi yardımcı bilim dallarından biridir ZülfüLivaneli’nin Vatan gazetesinde “Edebiyat Notları” üstbaşlığıyla çıkan yazılarından yapılmış bir seçmeyi temel alan Edebiyat Mutluluktur, okurunu edebiyatın zengin dünyasında büyük bir yolculuğa çıkarıyor. Romanlar, yazarlar, edebi tartışmalar, dil sorunları, yazmanın etrafında dolaşan birçok konu yer Poetika kelimesinin gerçek manası. Yayınlanma Tarihi: 17.10.2017 00:00 Güncelleme Tarihi: 17.10.2017 12:31. Edebiyat olgusunun tekilliğini oluşturan soyut bir özellikle edebilik ile ilgilenen; şiire dair her meseleyle uğraşan bilim alanı poetika, bugüne kadar birçok açıdan ele alındı. Peki, bu kelimenin asıl manası nedir ve 14Fd. Sanat insanın güzellik karşısında duyduğu heyecan ve hayranlığı uyandırmak için ortaya koyduğu temelinde insan sevgisi,hoşgörü,yaratma özgürlüğü vardır. Sanat insanın varlık şartlarından olduğu her yerde sanat vardır.Mağara resimleri,antik süs eşyaları,işlenmiş kap kaçak vb. Sanatın amacı da zaten insanlarda güzel duygular uyandırmak,insan hayatını renklendirmek, ve kitapların olmadığı bir dünyada yaşadığımızı düşünürsek sanatın insan hayatı için ne kadar vazgeçilmez ve önemli olduğunu anlarız. İnsanlar kendilerini farklı araçlarla ifade resimle,müzikle,dansla heykelle kimisi de şiirle,romanla,hikayeyle yani edebiyat vasıtasıyla ifade ederler. İnsanoğlu hayatı boyunca güzeli istemiştir. Sözüne yazısınaedebiyat, sesinemüzik kullanabildiği renklereresim, yaşadığı mekanamimarlık,işleyebildiği her türlü maddeyeheykeltıraşgüzellik vermek insanoğlunun yaşam felsefesi olmuştur ki bu da güzel sanatlar dediğimiz şubeleri doğurmuştur. Edebiyat bu güzel sanatların bir ,yazıda,düşüncede,hayalde güzellik demektir. Edebiyat;dil ile gerçekleştirilen,malzemesi dil olan güzel sanat eser öncelikle sanat değeri olan eserlerde dikkatle kullanılmış bir dil vardır. Bilim nasıl ki akla,mantığa,öğretmeye yönelik ise sanat da insan ruhunu doyurmaya,güzelleştirmeye yöneliktir. Güzel Sanatlar içinde Edebiyatın Yeri Sanat Bir duygu, tasarı, güzellik ve hayalin anlatımında kullanılan yöntemle­rin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan ve insanda estetik karşılık uyandıran üstün yaratıcılığa denir. Sanat eseri Yaratıcılık ve ustalık sonucu ortaya çıkan üstün ve değerli esere verilen addır. Bir tiyatro oyunu, bir heykel, bir tablo, bir müzik parçası, bir roman birer sanat eseridir. Sanat eserini meydana getiren kişilere sanatçı denir. Sanat eserinin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz Bir tasarım yani yaratıcı hayal gücüyle ortaya çıkar En temel işlevi, insanda estetik bir duygu ve haz oluşturmasıdır Amacı doğru ve yararlı bilgiler değil, güzellik sunmaktır Açıklayıcı, bilgilendirici, nesnel değil; öznel nitelikler taşır Özgün ve etkileyici bir özelliğe sahip olmayı gerektirir. Evrenseldir yani ortaya konan ürün tüm insanlığın ortak malıdır. Zanaat İnsanların maddeye dayanan ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan, öğ­renimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren, el emeğine dayanan faa­liyetlere denir. El becerisi gerektiren ve bir ustanın yanında öğrenilen “terzilik, dokumacılık, berberlik, kuyumculuk, kunduracılık, marangozluk…” birer zanaattır. Belli bir zanaatla uğraşan kişilere zanaatkar adı verilir. Başlangıçta insan eliyle ortaya konan her türlü ürüne sanat deniyordu. Za­manla “insana gündelik hayatta bir yarar sağlayan” eserlere zanaat denmeye başlandı. “Zanaat’ın “sanat’tan ayrışmasıyla geriye kalan ve birinci önceliği insana haz vermek, onu mutlu etmek, onda estetik duygular uyandırmak olan “resim, müzik, tiyatro, edebiyat, mimari, heykeltıraşlık” gibi ürünler sanat veya güzel sanatlar olarak anılmaya başlandı. Edebiyat Duygu, düşünce ve hayallerin söz ya da yazı ile etkileyici biçimde manzum şiir veya mensur düz yazı olarak ifade edilme sanatıdır. Edebiyatın malzemesi dildir. Dil sözcüklerden, sözcükler de seslerden oluştuğu için edebiyat işitsel fonetik sanatlar içinde değerlendirilir. Edebiyatın güzel sanatlar içinde değerlendirilmesinin üç gerekçesi İnsan tarafından ortaya konmuş olması Konu olarak insanı ele alması Amacının insanda güzel duygular uyandırmak olması Edebiyat doğrudan ya da dolaylı yollarla tüm bilim dalları ile ilişki içerisindedir. Edebiyatta bir eser oluşturulurken sanatçı az ya da çok diğer bilim dallarının verilerinden yararlanır. Bir romanı veya bir hikayeyi düşünelim Bu edebi ürünlerde kahramanlar çok çeşitlidir. Hayatın her kesiminden ve sınıfından insan ele alınıp anlatılır. Kahramanın doktor, öğretmen ya da astronot olduğu bir romanda yazarın bu meslekler ve ait oldukları bilim dalları hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Aksi halde romanın ya da hikayenin inandırıcılığı zayıf olacaktır. Yazar hem doktorluk hem de astronotluk hakkında bilgi sahibi olmadan eseri oluşturamaz. Anlaşılacağı üzere edebiyat her bilim dalı ile ilişki işindedir. Bazı bilim dalları ile edebiyat arasındaki münasebet çok yakın ve doğrudandır; bazıları ile ise çok zayıf ve dolaylı yollarla ilişkilidir. Edebiyatın doğrudan ilişkili olduğu bilim dalları Edebiyatın konusu temelde insandır. Doğal olarak kendisi gibi konusu insan olan felsefe, sosyoloji, psikoloji, tarih bilim dalları ile doğrudan ilişkilidir. Edebiyat ve Felsefe İlişkisiFelsefe varlık ve bilgi konularında sorular sorup çıkarımların yapıldığı bir bilim dalıdır. Edebiyat, felsefe biliminden hem öğretici metin türlerinin hem de edebi metin türlerinin oluşturulmasında yararlanır. Bir edebi eserde ,örneğin romanda, kahramanın bulunduğu durumu betimlemesi, olaylar hakkında yorumda bulunup kişilere ve hayatına bu doğrultuda yön vermesi felsefe biliminden yararlanıldığını göstermektedir. Örnek Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” romanından şu sözler felsefe biliminden yararlanıldığını gösterir. "Gariptir, insan her zaman yaptığı işin önemini ya da ne olduğunu fark etmez. Yapar sadece. Yapmak nedir mi ? Bilmek... En önemlisi bilmek değil midir?" Edebiyat ve Sosyoloji İlişkisi İnsanların toplum olarak yaşayışının ve insanın diğer insan ve doğa ile olan münasebetinin incelendiği sosyoloji bilimi ile edebiyat arasındaki ilişki çok yoğundur. İnsanı anlatan edebiyat insan ilişkileri hususunda sosyoloji biliminin verilerinden yararlanır. Bir olay karşısında insanın hangi nedenlerle hangi tepkiyi vereceği sosyoloji bilimince araştırılır. Yine insanları birlikte tutan değerler, örf, adet ve gelenekler, toplumsal yaşamın kuralları gibi birçok konuda yazar eserini oluştururken sosyoloji bilimine başvurur. Bir edebiyatçının aynı zamanda bir sosyolog olduğu kanısı yaygındır. Örnek Kuyucaklı Yusuf romanından alınan şu örnekte toplumsal yapı hakkında bilgi verilir. Şehrin iyi aileleri arasında bile bunların istedikleri zaman alamayacakları kız yoktu. Adeta bütün eşraf aileleri arasında ezelden beri mevcut, değişmez bir mukavele vardı ve buna, harici şeklin değişmesine, vaziyetin tamamen başka olmasına rağmen, daima riayet ediliyordu. Edebiyat ve Psikoloji İlişkisi Psikiyatri ve psikanaliz son dönemde edebiyata yardımcı bilim dallarından en önemlileri olmuştur. Günümüz insanının yalnızlaşması, içine kapanması, kalabalıkların birbirinden uzaklaşması, ruhsal bunalımlar, kıskançlık, hırs, aşk, bunalım gibi duygu durumlarının anlatıldığı bir edebi eserde yazar ya da şair psikoloji biliminden yararlanır. Edebiyatın en önemli ve zor uğraşlarından biri olan karakter çizme ancak psikoloji biliminden yararlanılarak yapılabilir. Örnek Sefiller romanından alınan aşağıdaki metinde roman kahramanlarından Javer’in inandığı değerleri yitirmesi ile girdiği çıkmaz ve intihara karar vermesi anlatılmaktadır. Javer tamamıyla bozguna uğramış bir adamın, bocalayan bir vicdanın azabını çekmekteydi. Artık daha fazla düşünerek çıldırmaktansa, yapacağı iki ihtimal üzerinde durdu. Birincisi yeniden "Silahlı Adam" sokağındaki yedi numaralı apartman dairesinden Jan Valjan'ı yaka paça sürükleyerek, karakola teslim etmek ya da?.. Javer artık ne yapacağını kararlaştırmıştı. Edebiyat ve Tarih İlişkisi Edebiyat olay, olgu ve durumları anlattığı gibi tarih biliminin esas konusunu da olaylar oluşturmaktadır. Çoğu zaman tarihte önemli bir yere sahip bir olayın hem tarih bilimince hem de edebiyatta konu olarak ele alındığı görülür. Tarih olayları neden ve sonuçları ile irdeler; edebiyat ise olayların arka planında nelerin yaşandığını anlatır. Örneğin Osmanlı Devletinin kuruluş sürecini araştıran bir tarihçi o dönemde gerçekleşen diğer olaylar ile bağlantı kurar. Yine o dönem ortaya konmuş eserleri, belgeleri inceler. Edebiyatçı ise tarih biliminin elde ettiği bu verilerden yararlanarak bambaşka kurgusal bir evren yaratır. Gerçek olayları yeniden yorumlayarak anlatır. Yine tarihteki gerçek kişileri kendince yorumlayıp karakterize eder. Örnek Devlet Ana Kemal Tahir “İçlerinde ermişi var, dervişi var… Rum abdalları derler, rum gazileri derler… Ertuğrul Bey’in savaşçısı ev hesabına gelmez. Savaşçı dervişlerin beşi, onu bir zaviyeye birikmiştir. Rum abdallarına geldi mi, dam, çadır tanımaz bunlar… Ezraile elense çekmiş gözü kara yiğitlerdir her biri. Karıları bile dövüşkendir Ertuğrul Beyin… Bunlara Rum Bacıları’ derler. Bunların töreleri de, gaziler, savaşçı dervişler gibi din yayma üzerinedir…” Edebiyatın dolaylı yollarla ilişkili olduğu bilim dalları Edebiyat tıp, astronomi, fizik, coğrafya vb. gibi bilim dalları ile dolaylı yollarla ilişkilidir. Edebiyat ile bu bilimler arasındaki ilişki yüzeyseldir. Yazarın bilgi birikimi, deneyim ve gözlemleri bu bilimlerden yararlanması için yeterli olabilmektedir. Edebiyat Tarihine Yardımcı Bilimler Edebiyatın içeriğinin ve dönemlerinin incelenip araştırıldığı “edebiyat tarihi” bilimi Filoloji,Biyografya ve Tarih biliminin verilerinden yararlanır. Bilimler arasındaki bu ilişki karşılıklıdır. Her bilim bir diğerinin eksiklerini tamamlar; bir diğerine ışık tutar. Bilimlerin sınırları genişledikçe bu ilişkinin düzeyi de artmaktadır. Edebiyat tarihine diğer bilimlerin yardımları belge verme yolu ile olur. Edebiyat örneğin bibliyografya biliminde elde bulunan belgeler ile dönemlere ayrılır. Ya da tarihin farklı dönemlerinde edebiyatta kullanılan dilin özellikleri filoloji biliminin verilerinden yararlanılarak ortaya konur. Oluşturulma Tarihi Mart 09, 2022 1704En sevilen alanlardan birisi olan edebiyat içerisinde oldukça önemli unsurlar yer almaktadır. Bu unsurlar neticesinde edebiyatın gelişmesi ve daha iyi bir konuma gelmesi mümkündür. Özellikle edebiyatın bilim ve güzel sanatlar ile önemli ilişkileri bulunmaktadır. Sizler için Edebiyatın bilimle ve güzel sanatlarla ilişkisi nedir tüm detayları baktığımız zaman birçok farklı alanla ilgili unsurları içerisinde barındırdığı görülmektedir. Özellikle edebiyatın ilişkide olduğu bilim ve güzel sanatlar oldukça önemli dallar olarak edebiyat içerisinde yer almaktadırlar. Yani edebiyat ve bazı bilimler benzer özelliklere sahip olabilir. Zaten edebiyatın birçok farklı bilim dalı ile ilgilenmesi gerekmektedir. Bu oldukça doğal olan bir durumdur. Edebiyat ve diğer bilimler arasında önemli bağlar bulmak Bilimle ve Güzel Sanatlarla İlişkisi Nedir? Öncelikle bir toplumda edebiyat oldukça önemli konumda yer almaktadır. Çünkü o toplumun duyguları, geçmişi, geleceği ve bunlara benzer özellikleri edebiyat içerisinde bulunmaktadır. Edebiyat alanında verilen eserler sahip olduğu toplumun bir parçasıdır. Bundan dolayı edebiyata karşı gereken önemin verilmesi çok Bilimle İlişkisiBilimin insana yönelik olduğu bilinmektedir. Yani bilim insan içindir. Bunun bir benzerde edebiyatta yer almaktadır. Çünkü edebiyatta insana yöneliktir ve insan içindir. Bu benzerlik edebiyat ve bilim arasında bir köprü kurabilir. Bunun yanında edebiyat, güzel sanatlardan birisi olarak ortaya koyduğu ürünlerle ilgilenen bir bilim ve bilim aynı amacı taşıması ile benzer özellikler göstermektedir. Bilimin yaptığı insanlara yol gösterirken araştırma yaparak en doğruyu ortaya koymaktadır. Edebiyatta ise öznel bir bakış ile insanlara yol göstermek amaçlanır. Buradan anlaşılacağı üzere edebiyat ve bilim farklı yaklaşımlar ile aynı amaca hizmet ve Güzel Sanatlar Arasındaki İlişki Edebiyat ve güzel sanatlar benzer özelliklere sahiptir. Çünkü güzel sanatlarda verilmek istenen mesaj oldukça açıktır. Bunun yanında görsel sanatların estetik açıdan göze gol gelmesi gerekmektedir. Edebiyatta aynı güzel sanatlar gibi estetiğe önem veren ve mesajlar içeren bir daldır. Edebiyat alanında birçok konuyu bulmak mümkündür. Yani edebiyatın geniş bir içeriğe sahip olduğu güzel sanatlardan birisi olduğu bilinmektedir. Bundan dolayı edebiyatın güzel sanatlar ile ilişkisi oldukça çoktur. Yani edebiyat ve güzel sanatlar ayrılmaz bir bütündür. Edebiyat ile güzel sanatlar da amaç olarak benzerdir. Çünkü ortaya konan eserde estetik bir kaygı bulunmaktadır. Bu durum güzel sanatlarda olduğu gibi edebiyatta da olan bir durumdur. edebiyat diğer bilim dalları ilişkisi alakası nedir nasıl bir ilişkisi var açıklaması makalesi ile ilgili bilgiler burada melekler Türkiye'de ki okuma alışkanlığının maalesef çok düşük olduğu hepimizce malum bağlı olarak ta yıllık kitap basımı da çok sonucunda halkın edebi eserlere olan ilgisi de zayıf oluyor ne yazık ki bir günde basılan kitap sayısının ülkemizde bir yılda basıldığını söylersek durumun vahimiyetini daha iyi edebiyat diğer bilim dallarıyla alakalı önemli bir sanattır. Edebiyatın diğer bilim dallarıyla ilişkisini sizlere şöyle açıklayabiliriz; Edebiyat-Sosyoloji Sosyoloji, insanların toplum içindeki davranışlarını zaman ve mekâna bağlı olarak gözlemleme yoluyla araştıran, objektif sonuçlara ulaşmaya çalışan, yani sosyal olayları inceleyen bir bilim dalıdır. Bu bilim dalının ilgi alanı sosyal çevredir. Edebî metinler de bu sosyal çevreden ortaya çıkar. Sosyal çevrede ya*şanan olaylar, güzellikler, olumsuzluklar vb. edebî metinlerde farklı düzeylerde kendine yer bulur. Sosyal hayatı düzenleyen ilişkiler edebî metinlerde, kişiler aracılığıyla dile getirilir. Kişilere bağlı olarak sosyal olaylar neden ve sonuçlarıyla irdelenir. İşte tüm bunlar, edebî metinlerin, sosyal yaşamla ilgili önemli bilgi*ler aktardığını ortaya koymaktadır. Bu bilgiler de sosyolojinin alanına girmektedir. Bu yüzden sosyologlar, kişilerin toplum içindeki yaşantılarını, davranışlarını anlatan bu edebî metinler*den sık sık yararlanma yoluna giderler. Edebiyat-Psikoloji Edebî eserlerde psikolojik yansımaları bulmak mümkündür. Her insanın, duyguları, düşünceleri, bir psikolojisi olduğu gibi, yazarların da vardır. İşte yazarlar, eserlerini yazarken o anki psikolojik durumlarını belli oranda eserlerine yansıtırlar. Ancak bunun birebir yansıma olduğu söylenemez. Yazar, duygu ve düşüncelerini, psikolojisini olduğu gibi aktarmaz. Onu dönüştürerek, değiştirerek, edebî metindeki kişilerde hissettirerek aktarır. Bu da yazarın psikolojik bilgilere de sahip olduğunu gösterir. Edebiyat-Tarih İç içe girmiş olan bu ilişkiyi üç yönde inceleyebiliriz Her edebî metnin, içinde oluştuğu tarihî bir dönem vardır ve edebî metinlerin hepsinde bu tarihî dönemlerin izlerini görmek mümkündür. Edebî metinlerin temasını tarihî dönemler etkiler, bu eserleri doğru yorumlayabilmek için o dönemin tarihî olaylarını iyi bilmek gerekir. Bazı edebî metinler, oluştuğu dönemin izlerini taşırken, bazıları da konusunu tamamen tarihî gerçeklerden alabilir. Bu tür metinler, tarihe ışık tutabilir, tarih bilimine kaynaklık edebilir. Göktürk Kitabeleri'ni bu duruma örnek olarak gösterebiliriz. Edebî eserler ve yazarları dönemleri ile birlikte inceleyen edebiyat tarihi, tarih biliminin metodundan yararlanır. Edebiyat-Coğrafya Her edebî metnin - özellikle olay ve durum metinlerinin - önemli unsurlarından biri de yerdir. Olaylar, bir mekânda ortaya çıkar ve o mekânın izlerini taşır. Böylece, coğrafya edebiyat üzerinde etkili olur. Bazı edebî metinlerin yazılış amacı, belli bir coğrafi bölgeyi tanıtmaktır. Gezi yazıları, egzotik romanlar bu türden eserlerdir; bunlar her iki bilim için de önemli kaynaklardır. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi, hem edebiyat hem tarih hem de coğrafya bakımından önemli bir eserdir. Coğrafya kitaplarında, coğrafî bilgiler veren dergilerde, ansiklopedilerde, edebiyatın anlatım biçimlerinden biri olan "açıklayıcı betimleme" kullanılır. Bu yönüyle coğrafya bilimi, edebiyattan yararlanmış olur. Edebiyat-Felsefe İnsanların en önemli özelliği düşünme yeteneğidir. Sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için, işlerini başarılı bir şekilde yapabilme*leri için düşünmeye, düşünceye ihtiyaçları vardır. İşte bir yaza*rın da edebî metin ortaya koymasında onun düşünceleri ön plana çıkar. Hemen her edebî metnin arka planında bir düşünce vardır. Eğer bu düşünce olmazsa metni yapısal olarak ortaya koymak, olayları kurgulamak, kişileri anlatmak mümkün değildir. Ancak bu düşünce bir felsefî metinde olduğu gibi, edebî metnin tama*mına yayılmaz. Edebiyat metninde felsefeyle ilgili bir konuya yüzeysel bir biçimde değinilir. Bu düşünce bir veya birkaç cümlede felsefe boyutunda, felsefeye özgü bir anlatımla dile getirilir. Zaten felsefî bir konuyu edebî metnin tamamında anlat*mak ya da konunun ağırlıklı olarak felsefi yönüne değinmek, edebî metnin değerine, işlevine gölge düşürür. Sonuç olarak psikoloji, sosyoloji, felsefe ve tarih insanı ele alır. Edebi*yat da insanı, insan yaşamını anlatır.

edebiyatın ilgili olduğu bilim dalları